#Hashtag Dünyasına Dair Her Şey

Dijital Pazarlama
LinkedIn0Twitter6Facebook3Pinterest0Google+0
hashtag

Pazarlama, insanı içinde barındıran her organik yapıda olduğu gibi, çok tartışmalı ve yıllardır çok yorumlanan bir alan. Bugün tarayıcınızı açıp karşınıza çıkan ilk sayfalara üstünkörü baksanız bile pazarlamanın onlarca farklı tanımıyla karşılaşabilirsiniz. Klasik pazarlamanın kurucusu sayılan Kotler’in temel tanımından ve meşhur 4P’sinden yola çıkarsınız, yıllar içinde 4P’nin birer birer arttığını 7P’ye ve kimilerince 9P’ye ulaştığını görebilirsiniz. Başka çeşitli alt kolları ayıran onlarca tanım arasında kafaların karışması doğaldır. Ancak aynı bir bilim dalında olduğu gibi  pratikteki pazarlama uygulamaları da çoğu zaman bire bir teorik bilgiyi yansıtmaz. Sosyal medyanın bir pazarlama aracı olarak kullanımı da pratikte başlayıp, sonra teorisi yazılan uygulamalardan biri.

Cebe giren teknolojiyle artık markaların da her an cebimizde olmaya başladığı çağımızda, sosyal medyanın giderek güç kazandığı ve geleneksel medyanın da buna uyum sağlamaya çalıştığı artık inkar edilemez bir gerçek. Yazılı ve görsel medyadan örnekler vermek de artık çok kolay. TV’de dizi izlerken, ekranın sağ alt köşesinde o bölümün ana fikrini yansıtan #hashtag verilmesi, dizi hakkında yapılan tüm tweet’leşmelerin bu etiket (#hashtag) ile yapılarak (Twitter’cıların bileceği) “Trend Topic” listesine girmesini ve diziyi izlemeyen daha fazla kişi tarafından öğrenilmesini sağlıyor. TT olan (trend topic listesine giren), hakkında konuşturan hashtag bir başarı göstergesi sayılıyor ve yeni bir reyting ölçümleme aracı olarak TV sektörünün içine dahil oluyor. Bir diğer örnek de birer birer dijital mecralarda da varolmaya çalışan gazeteler. Öyle ki artık basılı sayılarında olmayan haberler ilk olarak dijital sayfalara ekleniyor ve yine sosyal medya üzerinden kurulan linklerle kendi sayfalarında trafik yaratmaya çalışıyorlar.

Markaların sosyal medyada izledikleri yol  Facebook ve Twitter hesapları açmalarıyla başlıyor. Ardından olabildiğince fazla takipçinin markayı izlemesini sağlayacak “gamification” (oyunsallaştırma) tasarlanması gerekiyor. Bu noktada gamification’da önemli olan marka konumlandırılmasına uygun temaların kullanılması. Ardından popülaritenin korunması gerekiyor, yani markanın hakkında konuşturmaya devam etmesi. Fakat bu sürecin de organik olması çok önemli. “Promoted” olarak gördüğümüz “sponsorlu” tweetler ya da Facebook içerikleri bazen can sıkıcı yada bizimle çok ilgisizse rahatsız edici olabiliyor. Tüketici sürecin organik olmadığını hissederse markanın inandırıcılığı azalır ve viral yayılma etkisi de ortadan kalkar.

İnandırıcılığı arttırmak için “buzz marketing” ekipleri tüketici içerikleri oluşturur ve sosyal medyada yayılmasını sağlar. Belli bloglar/sözlükler içerisinde aktif olan ve yüksek takipçi sayısına ulaşan yazarlar filtrelenerek, yeni piyasaya sürülen/sürülecek ürünlerin “sampling”(örnekleme) çalışması yapılır. (Pazarlanan marka ürün yerine bir servis ise tüketicinin o servisi deneyimlemesi sağlanır. Yeni açılan bir restoran/bar/otel örnek verilebilir.) Ardından ödül mekanizması içerisine oturtulan bir sistemde o ürün ya da servis hakkında görüşlerini “doğal olarak/özgünce” yazmaları beklenir. Bir çeşit “marka elçisi” olmuşlardır. Bu marka elçiliği “celebrity endorsement” (marka yüzü/elçisi olarak ünlü kullanımı)’tan biraz daha farklılık gösterir. Öyle doğal bir akış içinde olmalı ve mutlaka bir ödül mekanizması (havuç) eklemlenmeli ki; tüketicide merak ve (zorunlu olmamak şartıyla) satın alma isteği uyandırmalı. Tüketici marka hakkında konuşmak, içerik paylaşmak istemeli. Tüketicinin markayı özümsemesine ve kendi kişiliği ile marka kişiliği arasında bağ kurmasına yardımcı olan bu pazarlama aktiviteleri, ayrıca markanın “love brand” olmasının da önünü açan uygulamalardır.

Volkswagen’in yeni Polo için İspanya’da başlattığı kampanya örneği:

İspanya’da yeni piyasaya çıkan Polo için hiç tweet atılmaması üzerine düğmeye basılmış. Twitter kullanıcılarının çok iyi bildiği “follower” (takipçi) kelimesine gönderme yaparak #polowers etiketini kullanmışlar. Oyun kişilerin attıkları her tweet’te ilerlettikleri arabalarını finish çizgisine götürmeleri üzerine tasarlanmış. Bu tweet yarışında büyük ödül ise yeni Polo’ya sahip olmak! Tabii ki yarışa katılacak sosyal medya kullanıcılarının Volkswagen sayfasını takip etmeleri ve tweet’leri #polowers hashtag’i ile göndermeleri şartıyla.

polowers
İzlemek için: http://www.digitalbuzzblog.com/volkswagen-polowers-twitter-campaign/


Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,